10 Kasım 2010 Çarşamba

Kedi, Köpek ve Bebek Gören Kızlarımız

Ahh dostlar ah! Ne utandım sormayın. Tarifi mümkün olmayan bir utanmaydi bu. Sevgili üstad Yusuf Hayaloğlu'nun da dediği gibi '' Sanki dev bir taş ocağını kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler...''. Neden utandı bu Porque? Niye geldi burada kafanızı sikiyor? Neden? Por qué? Gelelim konuya dostlarım...

Güneşli güzel bir gün. Ben ve sevdiceğim saat 9da buluşmuşuz. Güzel bir kahvaltı yapıp, hoş sohbet etmişiz. Kalvaltıdan sonra AVM AVM gezip, vitrinlere bakmışız, alışveriş yapmışız. Öğlen olmuş yemek yemişiz. Sinemaya gidip, film izlememişiz. Daha sonra, ikimizde nargile tutkunu olduğumuz için, bir cafeye gidip karşılıklı tüttürmüşüz. Buraya kadar herşey normal. Herşey çok güzel. İki sevgilinin, nadir geçirebileceği güzellikte zamanlar geçirmişiz. İşte bu andan itibaren, sadece yengeniz bana geçirmeye başladı!

Evet gençler, nargile cafeden ayrıldık ve biraz daha gezmek için, Kemal Kılıçdaroğlu edasında halkın arasına karıştık. İnsanlar havanın güzel olması nedenyle, akın etmişler sokaklara. Bir alışveriş çılgınlığı, bir gezip tozma telaşesi içinde, oradan oraya bir sürü insan geçiyor gözümüzün önünden. Aralarında, sadece yengenizin görebildiği farklılıklar var; köpekler, kediler ve bebekler...

Yengeniz, yazıma adını veren bu mahlukatları her gördüğünde '' Ayy yerim yaa, ne kadar şirin. Baksana aşkım yaa...'' moduna bürünüyor ve biran için '' Kim lan bu yanımdaki sösü sösü konuşan yaratık? dememe neden oluyordu. Sesi, duruşui bakışı, yürüyüşü, ve hatta elimi tutuşu bile değişiyordu. Abi tamam sevsin bir şey demiyorum ama köpekler kötü niyetli amına koyıyım!

Köşe başında bir köpeğe rastladık. Ulan harbiden tatlı bir köpekti. Ama bakışlarında ibnelik sezdiğim için, pek yaklaşmadım. Bana bakıp, kuyruğunu sallaması, gözlerini kırpması falan pek tekin değildi. Evet köpek resmen sulanıyordu lan! Hemen peçemi alıp, burnumu ve ağzımı örttüm demeyi isterdim ama peçem yoktu. Neyse bizimkisi sevmeye falan başladı. '' Oyy tatlı şey. Kim bıraktı seni sokağa? Yerim seni oy oy...'' derken, o da ne? Ne göreyim dostlarım? Hatun 1-2dk sevdikten sonra, köpek malafatı çıkardı içeriden. Kıpkırmızı sallanıyordu gözümün önünde. Hayvan haklı aslında. Hayvanda suç bulamıyorum. Aslında hayvan olan bizimkisi! Köpeği öyle bir sevdiki, ben kıskandım amına koyıyım.

Bu hala farketmedi olayı. Hala seviyor ve bir yandanda çenesi çatlamış haber spikeri tadında, ağzını yaya konuşuyordu köpekle. Daha sonra farketti ve tepki şu oldu '' Ayy o ne Şirin! ''. Şirin dediği köpek sevgilime hallenmiş, azmış bir sokak köpeğinden ibaretti. Döndü bir daha sordu '' Ayy ne o yaa aşkım? '' dedi. '' Yerim yerim diyordun. Al işte çıkardı, nerden başlayacağını gösteriyor puahhaha! '' dedim ve koşar adım uzaklaştı köpekten. 

Resmen orospu karılar gibi, ağzımı ayırarak gülüyordum. Bir saat dalga geçtikten sonra, filmin devamı için bebek sevmeye başladı. Bebek bunun suratına işemesin mi? İşesin. Ama işemedi piç! İşese iyi olurdu. Bir de oradan darbe yeseydi de bugün ona iyi bir ders olsaydı.

Velasılkelam, bu kızlarımız neden böyle. Bir şeyi severken, neden ağızlarını yaya yaya konuşurlar? İnsan gibi sevsen olmaz mı? Orospuluk yapmanın ne anlamı var? Buradan, benden sonra o kızla çıkacak erkeğe sesleniyorum. '' Eğer ateist değilsen, Allah yardımcın olsun dostum. Ben çok çektim, sen çekme bari. ''. Ayrıldık, kurtuldum. Sizlere tavsiyem böyle olursa eğer, yollayın babasının evine...