25 Mayıs 2012 Cuma

Sarhoş Kız ile Yatmak


Çok farklı kişilerle, çok farklı şeyler yaşamış biri olarak söylüyorum azizim, en beteri siz ayıkken sarhoş bir kız ile birlikte olmaktır. Yedi milletten hatunla seviştim ama böyle zevksiz bir durumu yaşamadım. Sarhoş kız ile yatmak demek, Türk takımının Brezilya asıllı futbolcusu olmanız demektir. Takımın yükünü sırtladığı gibi ilişkinin bütün yükü sizin üstünüze biner, siz de kızın. Şişme kadından farkı yoktur anlayacağınız. Ne sizi öpen biri vardır karşınızda, ne de huylandığınız noktalara ufak dokunuşlar yapacak narin eller…

Daha önce yaşadığım şeyleri anlatarak aktardığım absürt olaylar gibi bunu da baştan itibaren anlatacağım sizlere. Hayatın gerçeği olan cinselliğin işlendiği bir yazı olacağından baştan uyarayım sizleri. Aranızda, kafasına cinselliğin ayıp, kaka, pis, kötü, eeeg  olarak empoze edildiği zihniyette kişiler varsa eğer, bu satırdan itibaren sağ üstteki çarpı işaretine basıp kendi hayatlarına devam etmelerini öneriyorum. Kafanıza silah dayayıp zorla okutmama rağmen ayıplayan ya da kişiliğime bu konulardan yola çıkarak bir söz edecek kişilere ‘’Beni, dışarda sizlere bakıpta, tarafınızdan abaza ya da herhangi cinselliğe aç anlamına gelen bir sıfat olarak nitelendirmemeniz rica olunur.  Ya da ne düşündüğünüz pekte sikimde olmamakla birlikte, bilmediğiniz bir insanın hayatı hakkında yaptığınız, yorumdan öteye gitmeyecektir.’’ Unutmayın ki seks olmasa bir birey halinde değil, sadece bir sperm olarak dünyaya gelebilirdiniz…

Neyse azizim bir ilkbahar öğleni çalan telefonum ile uyandım, en kral hatuna değişilmeyecek tatlı uykumdan. Arayan eski çıktığım kızlardan biriydi. Çok kötü zamanlar geçirdiğini, yanımda olmaya ihtiyacı olduğunu söylediği anda uyuyorum şuan daha sonra ara deyip kapattım telefonu. Eskiden hayatımda olup da, şimdi olmayan kişilere karşı acımasız da bir yanım vardır. Yani, hayatımda olmayan birinin sorunları ile uğraşmak saçma ve gereksiz geliyor bana dostlarım.

Bir iki saat sonra uyandım. Müzik açıp, keyif yapıp, ayılmaya çalıştığım sırada aradı tekrar. Çok kötü gelen sesi ile müsaitsem gelmek istediğini söyledi. O gün için bir planım olmadığı için gelmesinde bir sakınca görmedim. Hem kahvaltı hazırlama işinden de yırtma düşüncesi, tebessüm ettirmedi değil azizim. Bakmayın lan öyle, yalnızken kahvaltı hazırlamak ölüm geliyor bu bedene…

Yarım saat kadar sonra kapı çaldı ve ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuş bir kız belirdi evimin kapısında. Elinde büyük bir zarf vardı. İcra memuru gibi kapıma dayanmıştı. Aldım içeri ve elindekinin ne olduğunu sordum. Anlatacağını söyleyerek salona geçti. ‘’Ulan insan gelirken eski sevgili yemeği falan getirir! O da olmadı simit, açma, poğaça falan getirseydin. Aslında browniye bile razıyım ama yok kardeşim, bize elinde zarf ile geleni denk gelir anasını satıyım…’’.

Neyse azizim geçtik salona. Zarfın içindekini deli gibi merak ediyorum. Her an her şey olabilir. Ayrı kaldığımız dönemde doğurduğu çocuğumuzun kimliği, resimleri falan çıkabilir içinden. Ben bu düşüncelere dalarken ağlayarak açtı zarfı. Beraber çekindiğimiz fotoğraflar ve sayfalarca yazı çıktı içinden. Duygusuz bir adamın bile tüylerini diken diken eden bir an yaşadım. Hiç konuşmadan tek tek  her şeyi bana veriyordu. Bir ayda ne kadar çok yaşadığımızın farkına vardım. Tek tek bütün resimlere baktım, bütün yazıları okudum…

Aşka inanmıyorum gençler ama karşımda yaşadıklarıyla aşkın tanımına uyacak bir insan vardı. İçim bir tuhaf oldu ve kaptım şarabı geldim salona. İçtik, içtik ve yine içtik. İçtikçe konuştuk eskilerden. Alkollün de vermiş olduğu duygusallık ile kızın döktüğü gözyaşları yetmiyormuş gibi benim de gözlerim doldu azizim. Ağlamak bana yabancı bir duygu olsa da biraz alkol takviyesi ile göz pınarlarımı harekete geçirebiliyorum.

Saatlerce resimlere baktık, yazıları okuduk birlikte. Kompozisyon yarışmalarına katılsa, ben de juri olsam tutarım bu kızın elinden deyip, uzandım ağlamaktan titreyen o narin ellerine. Gözlerinin içinde, uzunları yakmış tır şoförünün ışığını gördüm. Umutlandığını anladığım an çektim elimi, göt gibi kaldı azizim. Neyse içmeye devam ettik dostlar. Gözyaşlarının yerini ufak tebessümler almıştı. E yani o durumda benim de elimi sevdiğim bir kız tutsa, ben de gülerim. Hatta gülmeyi bırak, orospu karılar gibi ağzımı ayırarak gülerim. Üstüne bide seviştin mi bütün dertleri sıkıntılar uçar gider.

Ben içtikçe güzelleşiyor, o ise içtikçe sarhoşluğa bir yudum daha yaklaşıyordu. Bir iki kadeh sonra kızın sadece gözlerini görmeye başladım. O an anladım ki öpüşmeye başlamışız. ‘’Vay amına koyıyım iffetim, namusum elden gidiyor! Komşulaaaaaaaaar!’’ deyip çektim kendimi. Niye çekildiğimi sorarak tekrar yakınlaştı bana. Karşı koymadım mı yoksa koyamadım mı bilemiyorum ama tekrar sadece gözlerini görmeye başladığımı hatırlıyorum. Bu arada grimsi gözleri var kızın gençler. Öyle göz mü olur amına koyıyım? Neyse devam edelim…

Salondaki ufak ön sevişmemizden sonra duvarlara çarpa çarpa öpüşerek odaya gittik. Salondan direk odaya geçtiğim nadir sevişmelerimden biridir bu. Genelde sırayı, salon-mutfak-oda-banyo-oda-salon-mutfak-banyo-oda-salon-banyo… gibi bir şekilde yaparım. Şaka maka aç karna sevişiyorum gençler. Midenizin verdiği –doyursana beni ibne herif- sinyalleri eşliğinde konsantre olamıyorsunuz olaya. İçimdeki iç sesi susturarak, indik merdivensiz gezeceğimiz dipsiz kuyulara…

Benim kafa milyon, kızın kafası trilyon olmuş, sevişiyoruz. Kız rahat yatağı bulunca uyku moduna girmiş laptop gibi bütün aktiviteyi en minimuma almış, ellerinin vucudumda 20cm gezinmezi 30 saniyeye çıkmıştı. Yazının başında da dediğim gibi türk takımındaki Brezilya asıllı futbolcu rolünü oynuyor, bütün pozisyon değişikliği görevini ben üstleniyordum. Hayatta en yorucu şey, 80lik nine modunda hareket eden partner ile ilişkiye girmekmiş, o anda anladım.

Neyse azizim sıktı bir süre sonra kalktım. Gözlerini açtı ve ne olduğunu sordu. ‘’Ne olacak amına koyıyım, yatmışsın babanın yatağı gibi bütün her şeyi ben yapıyorum!’’ demedim, diyemedim. Kaldırdım ve banyoya götürüp, verdim soğuk suyu kafasına kafasına. Ayılma belirtileri göstermeye başladı. Gözünü seveyim soğuk suyun, iki dakika sürmeden ayıldı hanım kızımız…

Misafir havlusuna sardım, yatağın üstünde bırakıp girdim duşa. Çıktığımda ayılmıştı. Gözlerinden mutluluk akıyordu resmen. Seni seviyorum lafları havada uçuşuyor, ben ise kahve yapmasını söylüyordum. O kadar da odunlaşabiliyorum bazen. Ama onu düşünüyorum lan. İçsin kahvesini ayılsın işte. İçimde kötü bir niyet yok yani…

Yaptı kahvemizi ve içtik. Nihayet normal kafamıza ulaşmış, ilişkimizin geleceği hakkında muhabbete koyulmuştuk. Gerçi ben hiçbir ilişkimde bir gelecek göremeyen bir adam olmamı ısrarla söylememe rağmen, bir daha hiç ayrılmayacağımız izleniminden saptıramadım kızı. Geçmişte yaptığı hataları yapmayıp beni kaybetmeyeceğini söylüyorum ama bende içimden ‘’Kızım sakin ol sen hata yapmadın ki, baktım ilişki rutine bağlıyor sıkıldım o yüzden ayrıldım. Yoksa on numara hatunsun yani…’’ diyorum.

Velasılkelam akşam oldu gençler. Taksi çağırıp evine gönderdim. Bu olaydan sonra bir aya yakın bir süre daha çıktık. Ondan sonra hiç aramadı beni. Bu sefer ayrılığı hazmedebildiğini düşündüm ama önceki ilşkilerimde yaşadığım tecrübeler ile her an çıkıp gelmeyeceği konusunda kesin bir kanıya varamıyorum…

Şimdi gençler sizlere diyeceğim şu ki, insan gibi bir şeyler yaşamak istiyorsanız asla bir kızla sarhoşken bir şeyler yaşamayın. Gerçi aranızda ölü olsa üstüne sıcak su döküp ilişkiye girecek insanlar da var biliyorum ama gelin bu tavsiyeme uyun siz. Şahsen ben hereketsiz bir partnerdense elimi tercih ederim. Final sözümü söylerek ayrılıyorum huzurlarınızdan…

Seks, sadece git-gelden ibaret olmamalı…