8 Ekim 2010 Cuma

Türk Futbolunun Suçu Ne?

Nedir bu türk futbolunun suçu da, kaliteli futbolcuları kulubeye mahkum ederiz? Hatta bazılarını kulübeye mahkum bile etmeden direk idam sehpasına çıkarıp, vururuz götlerine tekmeyi. Hangi güç bunun böyle olmasını ister? Ya da ortada bir güç olmadığından mı kaynaklanıp, vuku bulur bu olay? Kafamı kurcalar bu durum senelerdir. Neden? Neden? Por qué?Bugünkü Almanya maçından sonra artık bu konuda bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm. Belki, karısını sikemekten ya da kazandığı paralarla alem yapmaktan sıkılan bir futbol bilgesi, okur yazımı. Gerçi, bunlar insanı sıkacak şeyler değildir ama hala bir umut var içimde...

Neydi azizim o kadronun hali? Aurelio kim? Sabri kim? Kim bu adamlar? Hangi başarıyı elde etmişler de Türk Futbol Milli Takımı'na futbolcu olmuşlardır? Sadece üst düzey takımlarda oynadıkları için kadroya çağırılıyorlar ise eğer, vay benim güzel ülkemin haline. Aurelio'nun yerine Necip oynasa eminim daha çok katkısı olacaktı. Peki neden oynamadı? Buna verebildikleri tek cevap '' Tecrübesi yok. ''. Sen bu oyuncuyu oynatmazsan bu adam nasıl tecrübe edinsin? 23-24 yaşına gelince oynatmaya başlıyorsun. Bu yaş futbolculukta en önemli yaştır. Vucüt gelişmiş ve formdadır. Sen bu yaşta tecrübe edindirmeye başlarsan eğer, 26-27 yaşında istediğin tecrübeye sahip olur futbolcu. O yaştan sonra, sana en fazla 2 sene faydası dokunur. Ondan sonrada at çöpe gitsin!

Bu kadar şanslı olamayan futbolcularda yok değil tabi. Söz gelimi bugün bize ikinci gölü atıp, Fatih Terim'e adeta '' Götüne girsin! '' mesajı veren Mesut Özil. Zamanında bu adamı Fatih Terim çağırmadı kadroya. Adam şuan dünyanın en büyük kulubü olarak varsayılan Real Madrid ve Dünya kupasında yarı final oynayan Almanya'da top koşturuyor. Tesadüfen mi oynuyor peki bu adam? Hayır. Yeteneklerini birileri keşfetti ve buralara getirdi onu. Bizimkilerin ise tek yaptıkları -bildiklerini okumak-. Bu yaptıklarından dolayı inanın çok şeyler kaybetti bu ülke ve kaybetmeye de devam ediyor...

Aslında yazılacak çok şey var ama boşa konuşmak istemiyorum. Yazımın başında söz ettiğim futbol bilgesi eğer birgün gelir ise karşıma, işte o zaman düşer çenem. İki gün, üç gün, hatta bir hafta konuşuruz. En sonunda, dövüp kulübesine gönderirim gavatı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder